İçeriğe geç

İstanbul Fitness Week 2026 Ardından

Bazı organizasyonlar vardır, biter bitmez üzerinden birkaç saat geçmeden “keşke şu anı da anlatsam” dersiniz. İstanbul Fitness Week 2026 benim için tam olarak öyle bir organizasyon oldu. 27-30 Ağustos tarihleri arasında Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde, Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu’nun öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu dört gün, hem federasyonumuz hem de ülkemizin fitness ve wellness sektörü için gerçekten dönüm noktası niteliğinde bir buluşmaya dönüştü. Sizlerle bu süreci, sahanın içinden, federasyonun ve organizasyonun perspektifinden anlatmak istiyorum.

Gün 1: Heyecanla Başladık

27 Ağustos sabahı, aylardır üzerinde çalıştığımız bu büyük organizasyonun lansmanını yaptığımızda, salonda oluşan enerjiyi kelimelerle anlatmak gerçekten zor. Lansmana Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanımız Koray Girgin, AK Parti İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım, Çekmeköy Kaymakamı Ömer Bilgin, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık ve federasyonumuzun eski Başkanı Niyazi Kurt katıldı. Camianın en köklü isimlerinin, en yeni yüzleriyle aynı çatı altında buluşması bizim için ayrı bir gurur kaynağıydı.

Başkanımız Koray Girgin o gün sahnede söylediği sözlerle aslında bu fuarın ruhunu özetledi: “Tüm camiayı ve paydaşları aynı çatı altında toplamanın mutluluğunu yaşıyoruz.” Milli takım seçmelerinin 750 sporcuyla yapılacağını, dereceye giren sporcuların İspanya’da düzenlenecek dünya şampiyonasında ülkemizi temsil edeceğini duyurduğunda, salondaki heyecanın bir kademe daha yükseldiğini hissettim. Bu rakam aslında tek başına bile, federasyonumuzun tabana ne kadar yayıldığının bir göstergesiydi.

Milletvekili Adem Yıldırım’ın konuşması ise beni biraz daha derin düşündürdü. Fuar alanını gezdikten sonra federasyonumuzun ortaya koyduğu emeği takdir eden Yıldırım, ülkemizdeki tabloyu da gözler önüne serdi: 15 yaş ve üzeri nüfusta obezite oranının %22’ye ulaştığını, hareketsiz bireylerin oranının ise %86 gibi kaygı verici bir seviyede olduğunu vurguladı. Devletin spora yaptığı büyük yatırıma rağmen bu oranların hâlâ yüksek seyretmesinin kabul edilebilir olmadığını, fiyat, mesafe ve salon istikrarı gibi sorunların çözülmesi gerektiğini, bunun için Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürütülmesi gerektiğini söyledi. Doğrusu bu tespitler, biz federasyon olarak sahada her gün karşılaştığımız gerçeklerle birebir örtüşüyordu ve bu farkındalığın en üst düzeyde dile getirilmesi bizi umutlandırdı.

O gün orada, Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası, Dünya Şampiyonası Milli Takım Seçmeleri, IFBB Semi Pro ve Türkiye’de ilk kez düzenlenecek olan IFBB World Fitness Sport Games için perdeyi araladık. Önümüzde dolu dolu üç gün daha vardı.

Gün 2-3: Şampiyonluk Mücadelesi ve Bilimin Sahneye Çıkışı

Fuarın ikinci ve üçüncü günlerinde asıl heyecan sahnedeydi. Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası kapsamında onlarca kategoride sporcularımız ter döktü. İlk gün büyük erkekler fitness, tekerlekli sandalye vücut geliştirme, genç erkekler klasik fizik, büyük erkekler klasik vücut geliştirme, master erkekler fizik ve master erkekler vücut geliştirme gibi kategorilerde müsabakalar yapılırken; ikinci gün büyük erkekler fizik, genç erkekler klasik vücut geliştirme, fit model, akrobatik fitness, body fitness, wellness fitness ve bikini fitness kategorileri sahne aldı.

Bu iki gün içinde birçok sporcumuz alanında Türkiye şampiyonu unvanını kazandı. Ali Emre Koçyiğit Fitness Açık Sıklet’te, Tolga Murat Balıkçı Engelli Vücut Geliştirme Açık kategorisinde, Hasan Bora Işık ise Büyük Erkekler Klasik Vücut Geliştirme Overall’da zirveye çıkan isimlerden sadece birkaçıydı. Her bir ismin arkasında aylarca süren bir emek, disiplin ve federasyonumuzun desteklediği bir gelişim hikâyesi olduğunu bilmek, bu sahneyi izlerken bana ayrı bir anlam kattı.

Tekerlekli sandalye vücut geliştirme kategorisinin şampiyona programında yer alması ise benim için özellikle gurur verici bir detaydı. Sporun herkes için erişilebilir olması gerektiğine inanan bir federasyon olarak, bu kategoriyi ana sahnede, diğer tüm kategorilerle eşit önemde görmek, aslında savunduğumuz felsefenin en somut karşılığıydı.

Bu heyecanı bizimle paylaşmak için Venezuela’nın İstanbul Başkonsolosu Lissett Margarita Hernandez Marquez de fuarımızı ziyaret etti ve dereceye giren sporculara ödüllerini bizzat takdim etti. Uluslararası temsilcilerin fuarımıza gösterdiği bu ilgi, İstanbul Fitness Week’in artık sadece yerel değil, uluslararası bir buluşma noktası hâline geldiğinin de bir işaretiydi.

Sahne bir yandan yarışmalara ev sahipliği yaparken, öte yandan ana sahnede Cycling, Step, MAC Trambolin Cardio, Tabata Strong, Animal Flow, Zumba ve Les Mills gibi grup egzersizleri ziyaretçilerle buluştu. Vücut Geliştirme ve Fitness Antrenör Vize Eğitimi’nde antrenman bilimi, mekanik gerilim, hipertrofi, yük, homeostaz, adaptasyon ve rejenerasyon fizyolojisi gibi konular uzman isimler tarafından ele alındı. Programın belki de en dikkat çekici oturumlarından biri, “Daha Güçlü, Daha Hızlı, Daha Hasta: Sporlarda Yeni Nesil Doping Maddeleri ve Klinik Gerçekler” başlıklı seansdı. Federasyon olarak sporun temiz ve adil kalması adına bu tür farkındalık oturumlarına özellikle önem veriyoruz; sporcularımızın hem performans hem de sağlık konusunda doğru bilgiyle donanmasını kendimize bir görev olarak görüyoruz.

Son Gün: Dünya İstanbul’a Geldi

Fuarın dördüncü ve son günü, aslında dört günün de zirve noktasıydı. Çünkü o gün Türkiye’de bir ilke imza attık: IFBB World Fitness Sport Games ilk kez ülkemizde, İstanbul’da gerçekleştirildi. IFBB Semi Pro kapsamında 10, IFBB World Fitness Sport Games kapsamında 16 olmak üzere toplamda 26 Pro Card dağıtıldığını söylediğimde, bunun sporcularımız için ne denli büyük bir kapı araladığını daha iyi anlayabilirsiniz.

Dünyanın farklı ülkelerinden sporcuları İstanbul’da buluşturan bu organizasyonda güç, hız, dayanıklılık, çeviklik ve fonksiyonel performans aynı yarış formatında değerlendirildi. Cross training ve functional fitness disiplinlerinden ilham alan etaplarda sporcular sadece fiziksel güçlerini değil; kondisyonlarını, stratejilerini, tempo yönetimlerini ve mental dayanıklılıklarını da ortaya koydu. Federasyon olarak bu formatı ilk kez ülkemize taşımış olmak, uluslararası camiada Türkiye’nin fitness sporlarındaki konumunu daha da güçlendiren bir adım oldu diye düşünüyorum.

Dört gün boyunca fuar alanımızda yaklaşık 150 firma yer aldı. Global Wellness Institute verilerine göre 2024 yılında 6,8 trilyon dolara ulaşan küresel wellness ekonomisinin farklı kollarından gelen bu firmalar; fitness ekipmanlarından spor teknolojilerine, besin desteklerinden sağlıklı gıda ve wellness çözümlerine kadar geniş bir yelpazede ürün ve hizmetlerini katılımcılarla buluşturdu. Yeni nesil kardiyo ve kuvvet ekipmanları, akıllı antrenman sistemleri, performans ölçüm teknolojileri ve fonksiyonel antrenman çözümleri de ziyaretçilerin ilgisini yoğun şekilde çekti.

Benim için son günün bir başka özel tarafı ise beslenme ve longevity üzerine yapılan söyleşilerdi. Dyt. Betül Çetin beslenme genetiği üzerine önemli bilgiler paylaştı; insan vücudunda 2 bin 500 ayrı gen bulunduğunu, ACTN3 geninin sportif verileri gösterdiğini ve genetik testlerin bir sporcunun toparlanma hızını, ihtiyaç duyduğu besinleri ve antrenman stratejisini belirlemede ne kadar kritik olduğunu anlattı. Uzm. Dyt. Orçun Kürüm ise sporcu beslenmesi ile longevity kavramı arasındaki farka değindi; sporcu beslenmesinin antrenman performansına, longevity yaklaşımının ise bir sporun 20-30 yıl daha yapılabilir olup olmayacağına odaklandığını vurguladı. Uzm. Dyt. Derya Deregözü sporda karbonhidratın öneminin çoğu zaman göz ardı edildiğini, Uzm. Dyt. Buket Gönenli ise takviye kullanımında içerik kontrolünün ve hekim gözetiminin ne denli hayati olduğunu anlattı. Bu konuşmaları dinlerken, federasyon olarak sadece yarışma alanında değil, sporcularımızın sağlığını uzun vadede koruyacak bilimsel bilgiyi de camiaya taşımanın sorumluluğunu bir kez daha hissettim.

Fuar boyunca sadece vücut geliştirme ve fitness müsabakaları değil, Fight Stage karşılaşmaları, Kaykay Deneyim Alanı, Pickleball, Hybrid Training Challenge, Padel Cup ve Kalisteniks Türkiye Şampiyonası gibi farklı spor branşları da alanımızda yer buldu. Ana sahnede pilates, HIIT, step, yoga, cycling, dans, Zumba, Animal Flow, Jumping Fitness, trambolin kardiyo, Pound ve Les Mills gibi disiplinlerde düzenlenen etkinliklere ziyaretçiler aktif katılım gösterdi. Ana sahne gerçekten de organizasyonun kalbi gibiydi.

Ve son günün en duygusal anı hiç şüphesiz 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın kutlanmasıydı. Mehteran Takımı’nın sahne aldığı gösteri, izleyicilerden yoğun alkış aldı. Sahne programının ardından fuar alanında yürüyüş yapan Mehteran Takımı, marşlarını organizasyon alanının farklı noktalarına taşıyarak bu coşkuyu tüm ziyaretçilerle paylaştı. Spor, kültür ve tarihin bu şekilde aynı çatı altında buluşması, İstanbul Fitness Week’in bende bıraktığı en güçlü anılardan biri oldu.

Federasyon Olarak Bizim İçin Ne İfade Ediyor?

Dört gün sonunda geriye dönüp baktığımızda, İstanbul Fitness Week’in Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu için sadece bir organizasyon değil, gerçek bir vizyon adımı olduğunu görüyorum. Türkiye’de ilk kez düzenlenen IFBB World Fitness Sport Games ile uluslararası camiaya güçlü bir mesaj verdik. 750 sporcuyla gerçekleştirilen milli takım seçmeleriyle geleceğin şampiyonlarını belirledik. Yaklaşık 150 firmayı bir araya getirerek sektörün ticari ayağını güçlendirdik. Ve belki en önemlisi; bilim insanlarını, diyetisyenleri, antrenörleri ve sporcuları aynı sahnede buluşturarak, sporun sadece kas gücü değil, bilgi ve bilinçle de büyüdüğünü bir kez daha gösterdik.

Elbette her büyük organizasyonda olduğu gibi bizim için de geliştirmemiz gereken noktalar oldu; bunları federasyon içinde titizlikle değerlendiriyor ve önümüzdeki edisyonlar için daha da güçlü bir İstanbul Fitness Week hazırlamak üzere çalışmalarımıza şimdiden başlıyoruz.

Bu dört gün boyunca emeği geçen federasyon başkanımız Koray Girgin’e, tüm federasyon ekibimize, hakemlerimize, antrenörlerimize, gönüllülerimize, katılımcı firmalarımıza ve elbette ter döken tüm sporcularımıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. İstanbul Fitness Week’te yakaladığımız bu ivmeyi, önümüzdeki yıl çok daha büyük bir heyecanla sürdürmek üzere şimdiden kollarımızı sıvadık.

Görüşmek üzere, sağlıkla ve güçle kalın.

Sağlıklı Hoca

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir