Çekince ile Başlayan Bir Work and Travel Macerası

Üniversite öğrencilerinin bir çoğu “Work and Travel” terimini duymuşlardır. Kısacası çalış ve seyahat et anlamına gelen bu terim aslında bir çok faydayı içermektedir. İş, yabancı dil öğrenimi, turistik seyahatler, alışveriş, yeni arkadaşlar edinme bunlardan sadece bir kaçı.

Türkiye’de bu işi ücretiyle yapan profesyonel firmalar var, size çalışacağınız işi ayarlar, uçak biletinizi alır, kalacağınız yeri de bildirir ve yollarlar. Yapmanız gereken ise, gidip bir an önce işe başlamaktır, gerisi bir şekilde gelecektir.

Bende work and travel’a gitmeden önce yakın çevreme danıştım ve iki grup insanla karşılaştım. Birincisi; daha önce böyle bir programa katılmamış kişilerdi ki bana okudukları olumsuz haberleri anlattılar ve gitmemem gerektiğini söylediler. İkinci grup ise daha önce bu tecrübeye sahip kişilerden oluşuyordu ve bana dolar tomarlarının içinde çekilmiş fotoğraflarını gösterip, ABD’nin özgürlük anıtı v.s simgelerinin önünde herkese nasip olmayacak pozlarıyla aslında gerçek mesajı veriyorlardı.

Üniversitedeki kısıtlı İngilizce dersleri ve bir kaç kurs deneyiminden sonra yeterli İngilizcem olmadığını görmüş ve spor eğitmenliğine yönelik bir işte çalışamayacağımı anlamıştım. Aracı firma önüme iş listesini koydu ve mevcut ingilizceme en uygun işin Alaska’da balıkçılık yapmak olacağını  söyledi. Çok fazla irdelemeden kabul ettim.

Ayrı bir yazı konusu olan başvuru işlemlerimi tamamladıktan sonra artık Ketchikan, Alaska’daydım. Öyle belgesellerdeki gibi buzul bir yer değil aksine gayet sıcak bir iklime sahip, dünyanın her yerinde göremeyeceğiniz güzellikte bir doğa merkezine gelmiştim.

Güzel bir balık fabrikasında işe başladım, benim işim balıkların büyük bir buzhanede organize edilmesini sağlamaktı ki oldukça zevkli bir işte, bir yandan saatte 8 dolar para kazanıyor, diğer yandan yabancı arkadaşlarımla bol bol İngilizce pratiği yapıyor ve yine yabancı dilde aldığım emirleri yerine getiriyordum, anlamadığım yerleri de bir kaç defa sorduğum oluyordu. Fabrikaya balık geldikçe biz de çalışıyorduk, benim gittiğim sezon iyi geçtiği için çoğu gün 12 saat ortalaması ile çalışıyorduk, makine gibiydik yani.

Sonuç olarak harika bir yaz geçirdim, İngilizcemi ilerlettim, 3 ayda yaklaşık 7 bin $ para kazandım. Türkiye’de bulamayacağım fiyatlardan bütün ünlü markalardan elbiseler, bilgisayar, telefon v.s gibi elektronik cihazlar aldım. Arkadaşlarımla araba kiraladık ve bir çok eyaleti gezdik, fotoğraf çektik, yeni arkadaşlar edindik. İnsan daha ne  ister? Elbette ki tekrar work and travel’a gitmek ister. Bir sonraki maceramı da sizlerle yakında paylaşacağım.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X