Üç Kuru Kafa Kaç Para Eder?

Şimdi sizlerle ilginç bir menkıbeyi paylaşmak istiyorum. Bağdat’ta yaşamış olan Behlûl-i Dânâ herkese ders olacak hikmetli sözleri ile bilinirdi. Okuyacağınız yazı kendisinin bir hatırası ile ilgilidir ve önemli manalar içermektedir.

Ben bu hikayeyi konferanslarım öncesinde dinleyicilerime anlatırım ve en kıymetli kafaya sahip olmaları için bir örnek vermiş olurum.

Buyurun

Taş Kafa-Boş Kafa-Hoş Kafa

Büyük velilerden olan Behlül Dâna hazretleri, bir pazar yerinde üç tane kuru kafa koyarak, birini bedavaya, birini az bir paraya, bir diğerini ise ağırlığınca paraya satacağını ilan eder. Bu kuru kafaları gören pazar halkı şaşkına döner. Kuru kafaların üzerinde; taş kafa, boş kafa ve hoş kafa yazılıdır… Meraklanan Mü’min bir zat bunda bir hikmet var diyerek Behlül Dâna hazretlerinin yanına yaklaşır ve sorar:

– De hele ey Allah’ın sevgili kulu, bu üç kuru kafayı niye böyle ayrı ayrı fiyatlarla satışa sunarsın? Nihayetinde üçü de kuru bir kafa. Bunun hikmeti nedir ola? Der.

Behlül Dâna hazretleri baş tarafta duran kuru kafayı eline alıp, yukarı kaldırarak anlatmaya başlar:

Bu kuru kafa hayatta iken kimsenin sözünü dilemez, her vakit kendi bildiğini yapar, dikine hareket ederdi. Kendisine yapılan en güzel nasihatlerden zerre kadar nasiplenmedi. Onun için bunun adı taş kafadır, hiç değeri olmadığından bedavaya veriyorum.

Bu kuru kafa ise, dünyada iken her faydalı nasihati can kulağı ile dinledi, fakat o nasihatleri hayatına hiç tatbik etmedi. Yine kendi bildiği doğruları kabul etti. Bu nedenledir ki, bu kafanın adı boş kafadır. Fiyatı yine de nasihatlere kulak verdiğinden dolayı az bir para ediyor.

Bu kuru kafa ise, hoş kafa olarak adlandırıldı. Çünkü kendisi de hoştu. Her nasihate kulak verdi, bu nasihatleri hayatına, yaşamına tatbik etti. Her nasihatten bir ders alıp hayatını ona göre yaşadı. Bu yüzden hep başarılı oldu. Her işini istişare ile yaptı. İşte bu yüzden mutlu olmayı bildiği için ahretine de hazırlıklı gitti.  Fiyatı onun için ağırlığınca para etmektedir, dedi.

Adam haklısın deyip giderken de kendisinin hangi kafaya uyduğunu düşünmeden edemedi.

Okuduğum bir başka rivayette ise şöyle der;

Behlûl-i Dânâ kendisine sorulması üzerine bedavaya verdiği kafa tasını eline alır, diğer eline de bir şiş alır ve bu şişi kulağından içeriye sokmaya çalışır ama nafile. Şiş bir türlü kulağından içeri girmez ve Behlül buyurur ki, bu kafaya söz girmez bu yüzden bu kafatası bedavadır der.

Peki derler, az paraya verdiğin ikinci kafatasının hikmeti nedir? Bunun üzerine Behlül, ikinci kafatasını eline alır ve şişi bir kulağından sokar. Bir kulaktan giren şiş, öbür kulaktan dışarı çıkar ve Behlül der ki işte bu kafatasına da söz girer ama fazla durmadan diğer kulaktan çıkar gider, o yüzden bunu da az paraya veriyorum der.

Daha da meraklanan kalabalık diğer kafatasının neden ağırlığınca paraya satıldığını sorar ve Behlül son kafatasını eline alır, şişi bir kulaktan sokar ama şişin içerideki ucu diğer kulaktan dışarıya çıkmaz, bu manzarayı kalabalığa gösteren Behlül şu önemli cevabı verir; gördüğünüz gibi bu kafatası çok değerlidir, bu kafaya giren söz, burada kalır.

Yorumunu paylaşmak ister misin?

X