Trekking – Maden Deresi Yürüyüşümüz

Herkes gibi hafta sonunu evde pinekleyerek geçirebilir ve zaten sürekli yaptığınız şeyleri yine yapabilirsiniz. Haydi bu monotonluğa biraz hareket katalım ve hayatı renklendirelim.

Siz de benim gibi düşünenlerdenseniz, Maden Deresi’nde yaptığım yürüyüş eminim ilginizi çekecektir.

İstanbul’dan 3 saat, Adapazarı’ndan 1,5 saat, Karasu’dan ise 10 dk uzaklıkta bulunan Maden Deresi, Kocaali (Kocaeli değil) sınırlarında bulunuyor.

Maden Deresi deyince aklınıza şunlar gelebilir; “maden ocağı”, “orman”, “yeşillik”, “vadi”, “şelale”, “dere”, “heyecan”

Giriş için makul bir ücret ödedikten sonra aracınızı park edebilir ve yolunuza yürüyerek devam edebilirsiniz ya da piknik telaşesi içinde ormanın güzelliklerinden mahrum kalabilirsiniz. Gelin en iyisi keşfedelim.

Sık bir ormanın içinde kalan derince bir vadi, ortada akan bir dere, yürüyüş güzergahında sizlere eşlik eden çınar, kestane, kayın ağaçları, yabani çilekler sonunda hoşgeldin diyen bir şelale. Ayrıca yol boyunca Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madenine ait kalıntıların arasından ve uçurum kenarından geçmek ayrı bir heyecan. Çok kabiliyetli olduğum bir alan değil ama isterseniz derede olta balıkçılığı yapmak da mümkün.

Maden Deresi Tarihi

Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Maden Deresi, Hendek İlçesi’nin kuzeyinden, Çaltepe’den doğarak 30 km bir yol kat ettikten sonra Kocaali’nin batısından Karadeniz’e ulaşmakta.

Oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmakta…

Madene ait tüneller, yollar v.b. hala kullanılıyor. Yürüyüşümüz süresince yer yer bu tünelleri kullanabilirsiniz. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra çok güzel bir şelale ile karşılaşırsınız.. Maden Deresi’nin suları iki ayrı koldan yan yana yaklaşık 10 m. yükseklikten küçük bir gölcük üzerine düşüş yapıyor. Şelalenin hemen arkasında Cenevizlilerden kaldığı söylenen yaklaşık 15 m. yüksekliğinde bir set var. Bu set taşlardan örülerek oluşturulmuş ve Maden Deresi’nin üzerinde bir baraj gibi görülmekte.

Şifa kaynağı

Maden Deresinde bulunan şifalı su özellikle, sedef hastalıkları, mide ağrıları ve yaraların iyileşmesinde çok etkili olduğu bilinmektedir. Tabi su görüntüleri ve doğal kaynamaların en güzel örneği olan şifalı su bir çok hastalığa şifa kaynağı olmuş ve dört mevsim ziyaretçiler ile dolup taşmıştır. akarya Maden Deresinde bulunan şifalı su ile Maden deresi mevkiin de bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeri.

Doğal kaynaklı olan kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları ,metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmakta.

Halk arasında “ılıca”, “kaplıca”, “içmece” “çermik”, “girme” gibi değişik isimler takılmıştır kaplıcalara. Tıpta ise “maden suları” adı verilir.. Bu sular, yirmi dereceyi aşan sıcaklıkları ve ihtiva ettikleri maden tuzları ile şifa potansiyeli taşırlar. Bileşimlerinde ayrıca karbondioksit ve kükürtlü hidrojen gibi gazları veya radyoaktif elemanları taşırlar. “Kadın hastalıkları”ndan mide ağrılarına, egzamadan solunum yolu rahatsızlıklarına kadar bir çok hastalığa iyi gelirler.

Genel olarak ifade etmek gerekirse, kaplıca tedavisinin mevsimi yoktur. Ancak gelenekler, bu konuda bir mevsim yaratmıştır. Daha doğrusu, kişi, kendine uygun bir zaman seçmekle birlikte en uygun mevsim ve zaman

Maden yatakları neden kapalı?

Eski zamanlarda, bir İngiliz, bir Yunanlı, bir de Manisalı Abdullah Paşa isminde üç kişi, Maden Deresi’ni uzun seneler işletmişler. 1914′de bütün galerileri çökerterek terk etmişler bölgeyi. Galeriler o gün bugündür kapalı. Kurşun, boraks, çinko ve altın gibi madenlerin bolca bulunduğu bu yataklar, kaderiyle başbaşa şimdi. Umarız, devletin halen ilgilenmediği bu zenginlikten faydalanmaya kalkan olmaz.

Yaban çileğine ve kestaneye doyamazsınız

Kayın, çınar, ceviz, en çok da fındık ağacına rastlarsınız Maden Deresi’nde. Mevsiminde yetişen yaban çileğinin, Ekim-Kasım aylarında toplanan kestanelerin ne dallardaki görünümüne, ne tadına doymak mümkün. Ağaçların yosun kaplı gövdeleri, geniş ve yapraklarına güneş vurduğunda oluşan yemyeşil atmosfer de size kendini hayran bırakacak. Meyve ve yeşilliğin bol olduğu beldenin, diğer bir karakteristiği de ılık ılık esen meltem rüzgarları.
Maden Deresi’nin seyredilmeye, yaşanmaya değer güzellikleri bu kadarla da sınırlı değil. Yazdan arta kalan sıcak havalarda pantolonlarının paçalarını sıyırdıktan sonra dere içinde yürürken şarkı söyleyenlerin, bir kenarda hazırladıkları piknik sofralarından onlara eşlik edenlerin, böğürtlen toplayan çocukların neşesi, büyük şehir yaşamında hasret kaldığınız kurbağa ve kuş sesleri, bambaşka bir huzur vaad ediyor sizlere. (HTTATIL)

MADEN DERESİ DOĞA YÜRÜYÜŞÜMÜZDEN FOTOĞRAFLAR

2 Comments

  1. ahmetbas Reply

    MERhabalar ,

    Blogunuzu severek okuyorum . Treking meraklısı biri olarak biri olarak bir bıçak istiyorum http://www.efeav.com.tr/ sitesinden almayı düşünüyorum sizce uygunmudur site birde ne tercih etmek lazım ?

    Saygılrımla

    1. Mahmut Talha Sağlıklı Reply

      Merhaba Ahmet Bey,
      Güzel bir web sitesi hazırlamış arkadaşlar. Dilerseniz kendileri ile irtibata geçerek amacınıza uygun bir model seçin. Bu vesileyle web sitesini de tavsiye etmiş olduk 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X