Amasya Darüşşifası’nda Sağlık Sırlarını Keşfettim

 

Amasya Darüşşifası’nı ziyaret etmek niyetiyle geldiğim Amasya’da büyük bir tarih ve zenginlik ile karşılaştım. Modern hayatın yok edemediği tarihi güzelliklerimiz bu şehirde bizleri bekliyordu ve görmemek olmazdı.

Siz değerli takipçilerim ile paylaşmak üzere ilk durağım Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi oldu.

703 yıllık bir tarihe sahip olan Amasya Darüşşifası yani Bimarhane 2011 yılı Eylül ayında Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi olarak, Amasya Belediyesi Kültür Müdürlüğü bünyesinde ziyaretçilerine kapılarını açmıştı. Bu değerli çalışma vesilesiyle kendilerine teşekkür ediyorum.

Darüşşifa 1308-1309 yıllarında yapıldıktan sonra, İlhanlılar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde hastaların tedavi edildiği önemli bir mekân olarak, Anadolu insanına hizmet etmişti.

Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin Fatih Sultan Mehmet döneminin önemli hekimlerinden birisiydi.

Fatih Sultan Mehmet döneminin önemli hekimlerinden olan, Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin (1385-1470) adına tanzim edilmiş,  ihtisas ve tematik özellikli bir müze olarak 2011 yılında ziyarete açıldı.

Müze oluşum sürecinin her aşamasında değerli ve konularında söz sahibi akademisyenler ile çalışıldı. Sabuncuoğlu’nun çalışmaları ve tıp tarihi ile ilgili yazılı, görsel ve bilimsel verilerde tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. İlter UZEL ile, Amasya Darüşşifa’sının Anadolu’daki Türk Musikisi ile tedavinin yapıldığı ilk hastane olmasından ötürü, müzikle tedavi ile ilgili yazılı, görsel ve bilimsel verilerde ise Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ ile çalışılarak bilimsel nitelikli bir ihtisas müzesi hürriyetine büründü.


TARİHÇESİ

1308 yılında İlhanlı Sultani Muhammed Olcaytu Hüdabende’nin hanımı Yıldız Hatun tarafından azatlı kölesi Amber bin Abdullah’a inşa

ettirilmiştir. Yapı tıp fakültesi işlevinde hem hastaların tedavi edildiği ve aynı zamanda tıp eğitimim yapıldığı bir kurumdur. Dar-üş Şifaa -şifa dağıtılan yer, Bimarhane ise Hastahane anlamına gelmektedir. Kuruluş amacı doğrudan bir tıp merkezi olan Bimarhane’nin, Fatih döneminde başhekimlik yapan Sabuncuoğlu Şerefeddin sayesinde cerrahi müdahalelerin yapıldığı bir öneme haiz olduğunu görmekteyiz. Amasyalı bir hekim olan Sabuncuoğlu Şerafeddin bu Darüşşifada 14 yıl hekimlik yapmıştır. Burada “Cerrahiye-i al Haniye” isimli tıbbi minyatürlerle süslü bir kitap yazarak dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet’e sunmuştur.

XIX.yüzyılda Bimarhane önemini yitirmiş, ipekböceği kozacılarının yeri olmuş, sonra da Amasyalı esnaf burayı depo olarak kullanmıştır. Erzincan depreminden sonra (1939) harap olmuş, 1945 yılında dış cephesi, 1992-1997 yıllarında tümü ile restore edilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, Amasya Belediyesi’ne tahsis edilmiş ve1999 yılından sonra Belediye Konservatuarı olarak 11 yılı aşkın kullanılan bu önemli mekânın yapılış amacına uygun ‘‘ SABUNCUOĞLU TIP VE CERRAHİ TARİHİ MÜZESİ’’ olarak düzenlenmesi yoluna gidilmiştir. Müzeye, Darüşşifa’da 14 yıl başhekimlik yapan ve yaşadığı dönemde, hem de günümüz tıp ve ilim tarihi çevrelerinde haklı bir şöhreti ve yeri olan Amasyalı hekim ve cerrah Şerefeddin Sabuncuğlu’nun adının verilmesiyle hem onun anısı yaşatılmak istenmiş, hem de kentimizin insanlık tarihine yaptığı katkıları vurgulanmak istenmiştir.

Ayrıca; Amasya Darüşşifası bünyesinde ilkleri de barındıran 703 yıllık tarihi bir mekân olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan bazıları:

Anadolu’da akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği ilk Anadolu hastanesidir. Kronolojik olarak üçüncü sıradadır. (1308/1309)

Osmanlı İmparatorluğundaki ilk musiki grubu (orkestrası ) burada kurulmuştur.

Osmanlı‘nın ilk cerrahı Şerefeddin Sabuncuoğlu burada eğitim görüp, hekim olarak görev yapmıştır. (15.y.y.)

Anadolu da ilk cerrahi operasyonları ve başarılı dağlama tekniği uygulamaları, Şerefeddin Sabuncuoğlu tarafından burada yapılmıştır.

Türk İslam Edebiyatın da ilk resimli cerrahi kitap olan ( Cerrahiyyetül Haniyye (1465 ) Şerefeddin Sabuncuoğlu tarafından burada kaleme alınmıştır.

Projenin hazırlanması ve uygulanması aşamasında tıp ve cerrahi seksiyonunda Sabuncuoğlu Şerefeddin hakkında sayısız bilimsel araştırmalar yapmış olan Prof.Dr. İlter UZEL danışmanlığımızı yaparken; ikinci seksiyonumuzu oluşturan müzikle tedavi konusunda da yine bu konunun uzmanlarından olan Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi’nin görüş, fikir ve önerilerinden faydalanılmıştır.

Müzede 🔻

  1. Sabuncuoğlu Cerrahi Aletleri ve Cerrahiyyetü’l- Haniyye(1465),Mücerreb- Name (1468),kitaplarının yer aldığı, Sergi Salonu.
  2. Akıl ve Ruh Sağlığı bozuk psikolojik Tedaviye ihtiyaç duyan hastaların, müzik ve su sesiyle tedavilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan müzik, makam unsurlarının yer aldığı Müzik salonu.
  3. Sabuncuoğlu’nun tedavilerini gerçekleştirdiği ve uygulamalı olarak iki adet silikon heykelin bulunduğu Sabuncuoğlu kiliniği,
  4. Müzik icrasının haftanın 3 akşamı gerçekleştirildiği açık avlusu ve eyvamıyla Amasya Belediyesi Konservatuarı Konser Alanı.
  5. Amasya Belediyesi Kültür Evlerinde ki bayanların yöresel el emeklerinin ve Sabuncuoğlu’na ait eserlerin satışının yapıldığı hediyelik eşya salonu.
  6. Sabuncuoğlu’nun Mücerreb-Name adlı eserinde yer alan tedavilerinde o dönemde kullandığı, kremler, jeller ve macunların yapımında kullandığı farmasötik botanik ve tıbbi bitkilerini içeren ‘’Sabuncuoğlu Şifa Bahçesi’’.

📍İrtibat Bilgileri

Ulaşım: Şehir Merkezinde, Valilik binası karşısında olup Özellikle şehre gelen tur araçlarının park yerine 50 m mesafededir.
Adres: Pirinççi Mahallesi
Telefon: +90 (358)-218-55-67

Kaynak
1- http://www.amasya.bel.tr/icerik/468/1588/sabuncuoglu-tip-ve-cerrahi-tarihi-muzesi.aspx 
2- http://www.amasya.gov.tr/sabuncuoglu-tip-ve-cerrahi-tarihi-muzesi

GEZİDEN NOTLARIM

  • Bimar kelime anlamı itibari ile “hasta” demektir. Bimarhane’de hastaların ve akıl hastalarının musiki ile tedavi edildiği, cerrahi uygulamaların yapıldığını biliyoruz. Bu değerli merkez bir kez daha gösteriyor ki batının karanlık çağında, hastalara insanlık dışı muameleler yapılırken, bizim medeniyetimizde çok ileri ve bilimsel teknikler uygulanıyordu.
  • Hindistan’da yoga temalı pek çok sağlık merkezi olduğunu görüyoruz ve dünyada sağlık turizmine ayrılan bütçeden ciddi pay alıyorlar. Bu konuda bir hamle gerçekleştirmemiz ve bu kadim tarihi gün yüzüne çıkarmamız, pazarlamamız gerekiyor.
  • Unutmayalım! Geçmişi olmayanın, geleceği de olamaz. Bu yüzden tarihi değerlerimize en iyi şekilde sahip çıkmalıyız.
  • Suyun ve musikinin iyileştirici gücü hakkında bilimsel çalışmalar ve tezler hazırlamalıyız.

Yorumunu paylaşmak ister misin?

X